Hz. Havva’dan Günümüze Kadın 2.cilt
Aksine yukarda sözü edilen “geleneksel” İslâm anlayışı ile Rahman’ın kelamını karşılaştırmayı amaçlamakta ve 75 ayette zikredilen AKIL nimetine davet etmektedir. Dolayısıyla eserin her bir harfi Rahman’ın kelamı ile örtüştüğü sürece doğruluğa ulaşır.
Ek bilgi
Guaranteed safe checkout




Description
Açıklama
Hz. Havva'dan Günümüze Kadın 1.ciltGaliba Yanlış Anladık 1.cilt
411 SAYFA KARTON KAPAK 2.CİLT
(Dilerseniz bu eseri digital olarak çok daha uygun fiyata okuyabilirsiniz)
Elinizdeki bu çalışma BİR FETVA kitabı değildir ve hiçbir konuda hüküm vermek amacıyla ortaya konmamıştır.
Aksine yukarda sözü edilen “geleneksel” İslâm anlayışı ile Rahman’ın kelamını karşılaştırmayı amaçlamakta ve 75 ayette zikredilen AKIL nimetine davet etmektedir. Dolayısıyla eserin her bir harfi Rahman’ın kelamı ile örtüştüğü sürece doğruluğa ulaşır.
Bu kitaptaki her şey, noktasından virgülüne kadar hem dünyada hem ahirette hesabı sorulma ve verilme makamındadır. Esas hesap sorucu olarak ise Allah yeter. O’nun sevgisi ve merhameti sonsuzdur. O’na sığındım, O’na güvendim.
Kusursuzluğun sadece Rahman’a ait olacağı gerçeğinin farkındalığıyla yoğun bir çalışma temposu altında ortaya koyduğum bu çalışmanın beraberinde getirdiği beşerî eksiklik, aksaklık ve yanlışlıklar; affınıza ve anlayışınıza muhtaçtır.
Çalışmamız; mü’min yüreklerde iyilikle, hayırla anılsın. Dinlerini hurafelere boğmuş zihinlere aydınlık ve ışık saçsın. Dinlerinden ümidini kesmiş zihinlerde ise yeniden uyanışa, canlanışa, böyle bir dine mensup olmakla gurur duymaya vesile olsun. İnsanın insana emanet edildiği ve her insanın mutlaka yine insanla imtihan edildiği ilahi gerçeği tüm beyinlerde yankı bulsun.
(Dilerseniz bu eseri digital olarak çok daha uygun fiyata okuyabilirsiniz)
İÇİNDEKİLER
Hz.Peygamber (s.a.v.) bize Kur’ân’ı tebliğ eden elçi ve öğreten öğretmendir. (Bakara,151, Al-i İmran, 164) Cebrail aleyhisselam da Allah’ın Nebîmiz’e gönderdiği elçi(Hakka, 40, Tekvîr, 19) ve öğretmendir.(Necm,5; Rahman,2) Kur’ân’dan hüküm çıkarma yöntemi olan hikmeti Nebîmiz ondan öğ- rendi ve ashabına öğretti. Bu yüzden Kur’ân ile onun söz ve uygulamaları arasında tam bir bütünlük vardır. Aynı şeyi, önceki nebîler de yapmışlardır.
İlgili âyetlerden ikisi şöyledir:
“Allah Nuh’a ne buyurmuşsa onu, sizin için bu Din’in şeriatı yapmıştır. Sana vahyettiğimiz, İbrahim’e, Musa’ya ve İsa’ya emrettiğimiz şudur: Bu Din’i ayakta tutun, bu konuda bölünüp parçalanmayın. Senin çağırdığın şey müşriklere ağır gelir. Allah doğru tercihte bulunanı kendi tarafına alır, doğruya yöneleni de kendine yönlendirir.
Bölünüp parçalanma, kendilerine bu ilim geldikten sonra birbirlerine hâ- kimiyet kurma çabalarından sonra oldu. Rabbin, belirli ecellerine kadar onları özgür bırakma sözü vermeseydi gereği yapılırdı. Onlardan sonra Kitaba mirasçı olanlar ise Kitap’tan şüphe duyup tam bir ikileme düşer ler.” (Şûra; 13–14)
Önceki kitaplara yapılanlar, Kur’an’a da yapıldı. Kur’ân yerine kendilerini öne çıkarmaya çalışanlar, Kur’an’dan çözüm üretme yöntemi olan hikmeti unutturunca şu âyet ve benzerleri anlamsızlaştı:
“Bu Kitabı sana, her şeyi açıklasın; bir rehber, bir ikram ve tam teslim olanlara müjde olsun diye parça parça indirdik.” (Nahl, 89)
Her şeyi açıklayan kitaptan nasıl olur da bir çözüm üretilemez! Hikmet unutulunca hocaların elinde Kur’an, yemek pişirmeyi bilmeyen birine teslim edilen yiyeceklerle dolu bir depoya dönüştü. O koca depoda karınlarını doyuracak bir şey bulamadılar. Aç kalmamak için depoyu işten anlayan kötü niyetlilere teslim ettiler. Onlar da yiyecekleri bozarak insanların sağlığıyla oynadılar.
Bizim kötü niyetlilerimiz, Nebîmiz hayatta iken işe girişen ve Müslüman görünerek kendilerini gizleyen Yahudi âlimleri ve işbirlikçileridir. Onlar kimliklerini gizlemeyi başararak ayetleri sağa sola çekip yeni bir din uydu- rabilmişlerdir. Allah Teâlâ, Yahudileri uzun uzun anlattıktan sonra şöyle buyurmuştur:
“Şimdi (bu Yahudilerin) size inanıp güvenmelerini mi bekliyorsunuz? İçlerinden birtakımı Allah’ın sözünü (Kur’an’ı) dinler, akıllarına da yatar, sonra onu başka tarafa çekerler. Bunu bile bile yaparlar.
Allah’ın Kitabına inanıp güvenenlerle karşılaşınca “Biz ona güveniriz!” derler. Birbirleriyle baş başa kalınca da: ‘Allah’ın size gösterdiği şeyi (Kur’an’ın doğruluğunu) onlara mı söylüyorsunuz? Rabbinizin (Sahibinizin) katında size karşı delil getirsinler diye mi? Hiç aklınızı çalıştırmaz mısınız?’ derler.
Bilmezler mi ki Allah onların gizlediklerini de bilir, açığa vurduklarını da!
Onların bir kısmı ümmîdir; kitabı değil, onunla ilgili kurguları bilir ve sadece tahmin yürütürler. Fakat elleriyle kitap yazan, sonra onunla geçici bir çıkar sağlamak için ‘Bu Allah katındandır!’ diyenlerin çekeceği var. Hem yazdıklarından dolayı çekecekleri var hem de kazandıklarından do- layı çekecekleri var!” (Bakara; 75-79)
Yahudi münafıklar ve işbirlikçileri, Allah’ın ayetlerinin anlamını bozarlar da Nebîzin sözlerini ve âlimlerimizin kitaplarını bozmazlar mı? Allah bu insanları Nebîmize şöyle tanıtmıştır:
(Münafıkları) gördüğünde kılık kıyafetleri hoşuna gider. Konuştuklarında konuşmalarına kulak verirsin. Oysa duvara dayalı kalas gibidirler. Her gü- rültüyü aleyhlerine sayarlar. Asıl düşman onlardır; onlara karşı dikkatli ol. Allah canlarını alsın, nasıl da yalana sürükleniyorlar! (Münafikûn; 4)
Nebîmizi hayran bıraktıkları gibi bizi de hayran bırakan münafıklar, menfaat çevreleriyle işbirliği yaparak bu dini bozmasalardı iman, küfür ve şirk ile ilgili kavramlarının tahrifi, kader inancı, çocukları evlendirme, kölelik ve cariyelik, kadınların dövülmesi, recm cezası, dinden dönenin öldürülmesi, âlimlerin ve yöneticilerin tanrılaştırılması ve sayılamayacak kadar yanlış, İslam dininin hükmü gibi gösterilebilir miydi?
Elinizdeki bu çalışma BİR FETVA kitabı değildir ve hiçbir konuda hüküm vermek amacıyla ortaya konmamıştır.
Aksine yukarda sözü edilen “geleneksel” İslâm anlayışı ile Rahman’ın kelamını karşılaştırmayı amaçlamakta ve 75 ayette zikredilen AKIL nimetine davet etmektedir. Dolayısıyla eserin her bir harfi Rahman’ın kelamı ile örtüştüğü sürece doğruluğa ulaşır.
Bu kitaptaki her şey, noktasından virgülüne kadar hem dünyada hem ahirette hesabı sorulma ve verilme makamındadır. Esas hesap sorucu olarak ise Allah yeter. O’nun sevgisi ve merhameti sonsuzdur. O’na sığındım, O’na güvendim.
Kusursuzluğun sadece Rahman’a ait olacağı gerçeğinin farkındalığıyla yoğun bir çalışma temposu altında ortaya koyduğum bu çalışmanın beraberinde getirdiği beşerî eksiklik, aksaklık ve yanlışlıklar; affınıza ve anlayışınıza muhtaçtır.
Çalışmamız; mü’min yüreklerde iyilikle, hayırla anılsın. Dinlerini hurafelere boğmuş zihinlere aydınlık ve ışık saçsın. Dinlerinden ümidini kesmiş zihinlerde ise yeniden uyanışa, canlanışa, böyle bir dine mensup olmakla gurur duymaya vesile olsun. İnsanın insana emanet edildiği ve her insanın mutlaka yine insanla imtihan edildiği ilahi gerçeği tüm beyinlerde yankı bulsun.
Gayret bizden, tevfik ise her niyet, hal, iş ve oluşa şahit olan, her türlü noksanlıktan münezzeh Yüceler Yücesi Rabbimizdendir.
Selam, dua ve müebbet muhabbetle.
Delivery Info
- Standard and Express delivery services are available for all items.
- Shipping costs are calculated at the checkout page (after delivery option & destination confirmation).
- Tracking is available for all delivery options.
- Items are delivered during standard business hours.


Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.