Skip to content Skip to footer

OKU ANLA YAŞA VE TAŞI

Zilletin tevazu, sünepeliğin ise tevekkül etiketi ile pazarlandığı, hemen herkesin hemen herşeyden şikayetçi olduğu, ama bu şikayet furyasına rağmen kimsenin hiçbir şey yapmak için çaba göstermediği ve eskilerin “kanaat” olarak adlandırdıkları kavramın yerinde yeller estiği puslu bir çağın göğsünden süt emiyoruz hepimiz.

Devamını Oku

LA TAHZEN

Eminim ki; kendi elimizle çizdiğimiz imajların içini doldurmak için ne kadar ümitsizce ve ne kadar acınası bir debelenme içinde olduğumuzun; iddialarımızın ağırlığı altında nasıl ezildiğimizin, kendi kıyılarımızdan bu kadar tedbirsizce açılmamızın sebep olduğu ‘keşke’lerimizin hepimiz farkındayız.

Devamını Oku

PAÇALARIMIZDAN DİN AKIYOR AMA

İnsanlık acı ve ızdıraplarının başkaldıran sesi olarak doğmuş bir din, insanlık acı ve ızdıraplarını “kader” diyerek bastırmanın aracına haline geldi. “Zülme isyan” olarak doğmuş bir din, “ulu’l-emre itaat” adı altında zulme rızanın, harâmîye biatın telkin aracı oldu. “Haksızlığa itiraz” ın soylu sesi olan bir din, haksızlık karşısında susan dilsiz şeytanların yalaka yuvasına döndü. “Hiçbir ücret…

Devamını Oku

MANEVİ TAHARET

Haşyet ve ümit arasında akleden kalpler bilir ki gönül sarayını inşa etmek isteyen herkese hikmet deryasından türlü nasipler vardır. Yeter ki insan, O’nunla arayıp O’ndan istesin ve nefsini araya katmasın. Ama “Hacer gönüllü” hayatların çabasını, “Abbas bilekli” yüreklerin cesaretini kendisine sermaye edinerek.

Devamını Oku

SABAHIN SAHİBİ VAR

Bir çalının dahi kendisine sığınan kuşu itmesine müsaade etmeyen ilahi kodlama, bazen o kuş yuvasına varsın diye fırtınalar çıkarır da biz duvardan ötesini görmekten aciz, tek bir hareketimizin karanlığa mahkûm bıraktığı gözlerimizle olan bitenin farkına dahi varamayız.

Devamını Oku