Skip to content Skip to footer

TEKNOLOJİK ESARETİMİZ

Kabul edelim veya etmeyelim iman ettiğimizi iddia ettiğimiz ötelerde, “hayatını neyle geçirdin, nelerle meşgul oldun?” diye sual edilse ki edileceğine iman etmişiz, apışıp kalacak bu devrin insanı. Çünkü toplumun bir parçası olduğumuz her yerde, isteyelim istemeyelim bu gaflet seline bir yerinden kapılıyoruz hepimiz.

Devamını Oku

ZAFERE DEĞİL SEFERE MEMURUZ

Sahiplik arzumuz sorumluluk ihmâline dönüştü. Her şey bizim olsun derken biz kendimizden bir başkası olup çıktık. Sorumluluktan anlamadığımız sahiplikten anladığımızı değiştirdi. Kendimize dahi sorumsuz oluşumuz, bizim bize ait olmadığımızı, aldığımız her nefesin dahi emanet olduğunu unutturdu bize. İçimiz ve dışımız arasındaki muazzam irtibat ve ahenk böylece kayboldu.

Devamını Oku

TOPLUM KAYBEDENLERLE DOLU AMA

Bugüne kadar ısrarla makale, kitap, sohbet ve konferanslarımda hep içimize hicret edip ne arıyorsak orda bulmamız gerektiğini, kader dediğimiz yaşamsal serüvenimizin hazır bir senaryo olmadığını ve kaderimizin alnımıza değil ellerimize yani çabamıza bağlı olduğunu, bu yüzden de ilkin insan sonra da iman iddiasındaki insanlar olarak sürekli çabalayarak herkes için “güven adası” olmamız gerektiğini ısrarla anlatan…

Devamını Oku