Bugüne kadar ısrarla makale, kitap, sohbet ve konferanslarımda hep içimize hicret edip ne arıyorsak orda bulmamız gerektiğini, kader dediğimiz yaşamsal serüvenimizin hazır bir senaryo olmadığını ve kaderimizin alnımıza değil ellerimize yani çabamıza bağlı olduğunu, bu yüzden de ilkin insan sonra da iman iddiasındaki insanlar olarak sürekli çabalayarak herkes için “güven adası” olmamız gerektiğini ısrarla anlatan…
Dünya, ortaya koydukları geceli gündüzlü ‘samimi’ mesai ile, bilgiyi diploma mühründen kurtaran ama aynı zamanda bilgiden güç devşiren toplum mühendislerinin ‘yapay zeka’ dedikleri hegamonik esaretine büyük bir hızla giriyor.
Eskiden öğretmen “herşeyi biliyorken” ve “bilginin kaynağı” iken bugün bilgi denen kavramlar zinciri artık her yerde ve bilgiye erişimde “altın” bir çağ yaşanıyor. Dünyada nam salmış üniversitelerle yüzbinlerce km öteden “uzaktan erişim” yoluyla ders alabiliyor, en iyi kütüphanelerin eserlerine birkaç tıkla ulaşabiliyor, arama motorları sayesinde bilgiye çok kolay erişim sağlayabiliyoruz.
Biliyoruz ki acının, gözyaşının, kaybın, çaresizliğin, sancının, ıstırabın en büyük bağışı farkındalık ve hayatı öğrenebilmektir. Bu yüzden farkındayız ki; külfet nimetin ödülü, inci sancının eseri, güldeki o muhteşem koku kanamanın bedelidir.
Bu mümbit coğrafyanın mahremine uzanan bir el söz konusu olduğunda ortaya çıkan bu sevgimiz; yarınımızı teslim edeceğimiz çocuğumuzu büyütürken, bize tevdi edilen hangi vazife olursa olsun yaparken nerede saklıydı ki, biz 15 Temmuz gibi makus bir olayın mimarlarının durumu bu hale getirmelerine müsaade ettik?
Bırak kardeşim Allah’ın varlığını ispatlamayı! O zaten var! Öyle bir yaşa ki, insanlar senin varlığında Allah’ı görsünler. Seninle karşılaştıklarında imanın kokusunu alsınlar.
Dün yüce Allah’a şükürler olsun ki; Vedd, Sanem, Hubel, Menat, Uzza, Lat ve daha nice putları yıktık. Acaba bugün; kadın, mal-mülk, ırk, şöhret, benlik ve özellikle de para putlarının kaçını yıkabildik? Namazlarda yukarıdaki 6 tane put aklımıza bile gelmiyorken, aklımızdan hiç çıkmayan alttaki 6 tane putu nasıl kıracağız?
Yaşam denen süreci diğer tüm canlıların yaptığı gibi sadece “yeme, içme, uyku, üreme ve ölüm” sürecinden ibaret görüp dünyadan ‘öylesine’ geçenler; bence hem kendilerini yaratana, hem kendilerinin varlığına hem de insan denen en büyük kutsalın “eşref” sıfatına ihanet ediyorlar.
Bütün ilahi kitaplar, peygamberler ve âlimler inanmanın bir görev bir mesuliyet üstlenmek olduğunu ısrarla belirtmiş ve bu görev de “İyilikleri korumak ve yaygınlaştırmak, kötülüklere de engel olmak “olarak tanımlanmıştır!
Talip olduğumuz nimetlerin yüceliğince özellikle sağdan yanaşan şeytanın açık hedefi haline gelen bizler; haykırmaya çalıştığımız hakikatlerin bizde eksik olduğunu, mutlak hakikatler karşısındaki manevi yetimliğimizi fark etmeksizin aldığımız her nefesin, dillendirdiğimiz her kelimenin, yediğimiz her hakkın, ağlattığımız her gözün, acıttığımız her kalbin hesabını vereceğimiz o günden gafil olduğumuzdan beri; hayat denen girdabın bilinmezliklerinde ruhsuz insanlara dönüştük.
