Kur’an’da imgeler, simgeler ve semboller konusuna fransız kimileri Kitab’ı hurafeler, mucizeler ve harikalar diyarına çevirmiş durumda!
Kitabullah’ın “kayyum” sıfatının farkındalığını yakalayan insan temizlenmiş ve dirilmiş olarak hayatı yeniden soluklar, yenilenerek doğrulur ve hayatın hakikatle buluşması yolculuğuna bizzat tanıklık eder. Başka hiç bir inanç veya felsefe sisteminde böylesine hem enlemesine hem de boylamasına hayatın her alanına nüfûz eden bir sistem yoktur.
Bu zaviyeden baktığınızda; pek tabi ki her insan da yaratılışı itibariyle biriciktir ve benzeri olmayan bir varlıktır. Kimi yanlarıyla başkalarına benzese de “kodlanan donanımlarla” onu benzersiz kılan çok fazla yön ve özelliği vardır.
İslam tarihini irdeleyerek Hz. Osman’ın halifeliği ile çatırdamaya başlayan ve nihayet Kerbela ile zirveye çıkan “taraf olma”, “politize olma”, “baş olma sevdası” ve “fanatizm”in; bizzat Allah tarafından “Âlemlere rahmet olarak” gönderildiği müjdelenen bir peygamberin torunlarını nasıl vahşice katledip yok edebildiğini öğrendiğim günden beri siyasi konular hep aklımın midesini bulandırmayı başardı.
“Önce sen” diyerek benliği önceleyen ve bunu en üstün amaç olarak sunan kişisel gelişim kitaplarının yok sattığı ve oluşturulan bu naylon bilinçle toplumsal kabul gören ahlaki kurallarının kişinin bakış açısına indirgendiği bir toplumda “biz” kavramını nasıl inşa edebiliriz, fikri olan var mı?
Kötülüğün siyahını bu kadar artırdığı bu paslı iklimde, “faili meçhul” bunca can kırığının üzerinde hangi birimiz kendi parmak izlerimizi görebiliyoruz bilmiyorum ama sanırım bu “görev bilinci” en azından benim cephemde son nefesime kadar sürecek görünüyor.
Bugün yaptığı işlerin iyi olup olmadığının hesabını vereceği bir günün geleceğini tahkiki bir iman ile bilen insan, o günün sahibinin kendisine nasıl muamele edeceğini bilmeden bu gün ‘iyiyim’ diyebilir mi?
Bir kalem nasıl ki insan beynindeki görünmeyen bilgiyi kâğıda döküp yazılı hale getiriyorsa, iman iddiasındaki her birey de içinde var olduğunu söylediği görünmeyen imanla, hayatın sayfalarına davranışlarıyla sevgiyi, merhameti ve adaleti yazan insandır.
“Ben anası okuma yazma bilmeyen, babası ilkokul mezunu bir dolmuş şoförünün çocuğuyum. Bizi bu yola sokan ebemin, dedemin duası, anamın, babamın gayreti. Babamın iki, üç tane dolmuşu vardı, dolmuşları sattı. ‘Bunlar dolmuşa gider, gözü oraya kayar. Ben bu dolmuşları satayım, onlar okusunlar. İlkokul mezunu ama bunu düşündü, biz okuyalım diye dolmuşu sattırdı. 6 kardeşiz ve…
Bir ağacın köklerinin toprakla bağlarının kesilmesi o ağacı nasıl kütükleştirirse, biz de “bizi biz yapan” kültürel mirastan koptukça insani vasıflarımızı yitirdik ve birer mankurt (bilinçli köle) haline geldik.
